Kamu Çalışanları Sendikal Esaret Altındadır

Türk Eğitim Sen Nevşehir şube başkanı Tayfur Urgenç; Bunlar sendikacılık yapmıyorlar, işverenin suflesiyle saha sorumluluğunu yerine getiriyorlar. Türkiye Kamu Sen’in 2009 yılına kadar elde ettiği haklar neredeyse bunların yetkili sendika olduğu 16 yılda kaybedildi. Tüm kamu çalışanları sendikal esaret altındadır. Bu esaretten kurtulmak kamu çalışanlarının elindedir. Dedi. Bir yetki mücadelesi verdiklerini dile getiren Urgenç, Türkiye Kamu-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların yetkili olması gerektiğini kaydetti. Yetkiyi kendileri için değil, kamu çalışanları için istediklerini vurgulayan Urgenç, şunları kaydetti: “Kamu çalışanları, 8 Toplu Sözleşme döneminde adeta bir sendikal esaret altındadır. Çalışanları bu sendikal esaretten kurtaracak tek adres Türkiye Kamu-Sen’dir. Neden ‘sendikal esaret?’ diyorum; çünkü çalışanlar adına masaya oturan sendika, maalesef geride kalan toplu sözleşme süreçlerinde bırakın yeni kazanımlar elde etmeyi, elde edilen kazanımların kaybedilmesi riskini ortaya çıkarmıştır. Öyle bir sendika düşünün ki; enflasyon farkını, altına imza attığı mutabakat metnine yazmayı dahi unutmuştur. Oysa memura ve emekliye enflasyon farkı ödenmesi, hükümetin zaten rutin olarak yerine getirdiği bir uygulamadır. Bunun için ayrıca masaya oturup pazarlık yapılmasına ya da toplu sözleşmeye ihtiyaç yoktur. Hükümet, enflasyon farkını zaten vermektedir. Buna rağmen bunu bile mutabakat metnine eklemeyi unuttular! Diğer yandan yüzde 3,5 zamma imza attılar. 123 TL’lik artışı başarı gibi sundular. İşte bu yüzden ‘sendikal esaret altındayız’ diyorum. Ek gösterge meselesine de bakalım… 3600 ek gösterge iki dönemdir sürüncemede bırakıldı. 7. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde imza attıkları mutabakat metnine şu ifadeyi koydular: ‘1. dereceye inmiş bütün kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmesi için komisyon kurulması ve çalışma yapılması…’ Ucu açık, muğlak ve sonucu belirsiz bir ifade. Oysa bunun yerine açıkça: ‘1. dereceye inmiş tüm kamu çalışanlarının ek göstergesi 3600’dür.’ denilmiş olsaydı, takip eden yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla tüm kamu çalışanları bu haktan yararlanmış olacaktı. Çünkü toplu sözleşme mutabakat metinleri kanun hükmündedir. Ayrıca yeni bir yasal düzenleme yapılmasına gerek yoktur. Noktayı koyduğunuz anda hüküm doğar ve uygulamaya hayata geçer. Peki, bizim bildiğimiz bu basit gerçeği yetkili sendikanın yöneticileri bilmiyor mu? Elbette biliyorlar. Ancak amaç kamu çalışanının hakkını almak değil; işverene zaman kazandırmak. Çünkü o masaya sizin adınıza değil, işverenin yönlendirmesiyle oturuyorlar. İşte bu yüzden diyorum ki: Kamu çalışanları sendikal esaret altındadır. Kamu çalışanlarını sendikal esaretten kurtaracak olan Türkiye Kamu-Sen’dir. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı 11 sendika yetkili olmalıdır!” Urgenç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu kabul ediyorum. Bir sendika, işverenle pazarlık masasına oturduğunda elbette her talebine karşılık bulamayabilir. Nitekim Türkiye Kamu-Sen de yetkili olduğu dönemde, 2009 yılına kadar gerçekleştirilen toplu görüşmelerde hükümetten her istediğini alamadı. Ancak buna rağmen kamu çalışanlarının Türkiye Kamu-Sen’e olan güveni hiçbir zaman sarsılmadı. Çünkü çalışanlar şunu söylüyordu: ‘Belki her istediğini alamıyor ama bizi masada adam gibi temsil ediyor.’ Asıl mesele de budur. Kamu çalışanları bugün, her talebin eksiksiz karşılanmasını değil; masada çalışanlar adına dirayetli bir duruş görmek istiyor. Ne yazık ki mevcut yetkili sendika bu güveni ve kararlılığı ortaya koyamıyor. İşte bu nedenle Türkiye Kamu-Sen yetkili olmalıdır. Çünkü sendikacılık bir takım işidir. Bir başarı elde edilecekse, bu ancak birlik ve dayanışmayla mümkün olur. Bu nedenle hepimize önemli bir görev düşüyor: Bir meslektaşımızı daha bu onurlu hak mücadelesine nasıl dahil edebiliriz, bunun gayreti içinde olmalıyız.”